Ufoloji

Kaçırılma Raporu 6 « Kaçırılma Raporları

5 Kasım 1975 Arizona ABD

Travis Walton vakası...

Bu garip kaçırılma olayı söz konusu gün, öğleden sonra saat 18.10 civarında meydana geldi... Yaşamını odunculukla kazanan yedi genç adamdan kurulu ekip, kamyonla evlerine dönüyorlardı. Sonra aralarından biri, diğerlerine karşı taraftan gözüne çarpan ışık patlamasını gösterdi... Yol hafifçe sağa kıvrılıyordu... Dönemecin sonuna geldiklerinde parlak ışığın kaynağını görebildiler... Metalik yapılı bir cisim ormandaki düz arazinin yaklaşık 5 metre kadar üzerinde ve 30 metre uzaklıkta havada asılı duruyordu...

O zamanlar 22 yaşında olan Travis Walton, kamyonda şoförün hemen sağ tarafında oturmuştu. Cismi gördüğünde grubun şoförü ve şefi olan Mike Rogers'dan hemen kamyonu durdurmasını istedi. Kamyonun durmasını bile beklemeden Travis aşağı atladı ve gökte hareketsiz duran nesneye doğru koştu. Daha iyi görebilmek için de, elindeki pilli feneri kullanıyordu.

Arkadaşları ona geri dönmesini ve çok dikkatli olmasını haykırırken, Walton hiç kıpırdamadan UFO'yu izlemeye devam ediyordu. UFO sanki devasa boyutlarda iki tabağın ağız ağıza birleştirilmesiyle inşa edilmiş gibiydi. Sonra cisimden geldiği sanılan ıslık sesi duyuldu. Travis Walton uzaklaşmak için geriye doğru bir kaç adım attı. Ancak arkadaşları cisimden çıkan yeşilimsi ışığın Walton'a uzandığını, vücudunun üst kısmından yakalayarak onu yerden kaldırdığına tanık oldular...

Rogers büyük bir tehlikeyle karşılaştıklarını anladı ve kamyonu çalıştırarak hızla bölgeyi terk etti. 500 metre kadar ileride durduklarında, dehşet içinde arkalarına baktılar. Travis'i en son gördükleri yerden yükselen ışık kaynağının, gökyüzünün kuzey doğu bölgesinde kaybolduğunu gördüler. Rogers bunun az önce gördükleri UFO olabileceğim düşünerek yeniden cismi gördükleri düzlüğe dönmeye karar verdi.

Adamlar 15 dakika süreyle çevrede Walton'u aradılarsa da, kendisine ait iz bulamadılar. Rogers en yakın yerleşim birimi olan Heber'e gidip durumu şerife bildirmeye karar verdi. Aslında oduncular bu konuda aralarında tartışıyorlardı. Walton'un kayboluşunu anlatsalar da, kimseyi ikna edemeyeceklerini düşünüyorlardı.

10 Kasım günü, oduncular yalan makinesi testinden geçirildiler. Araştırma boyunca Trais Walton'a zarar vermedikleri kanıtlandı. Başlangıçta genç adamı öldürüp cesedini gizlediklerinden bile kuşkulanılmıştı...

Yine 10 Kasım günü Travis'in kız kardeşi bir telefon aldı. Arayan Travis Walton'du. Genç adam kafası karışmış halde Heber'deki telefon kulübesinden aradığını söyledi. Dahası vücudunda dayanılmaz ağrılar vardı. Travis'in eniştesi Grant Neff, genç adamın annesinin evine gitti, erkek kardeşini Duane'i de aldı ve Travis'in tarif ettiği bölgeye doğru hızla yola çıktılar. Travis'i telefon kulübesinde yere yığılmış halde buldular. Yüzü solgundu ve yaklaşık beş günden beri traş olmamış gibi görünüyordu. Ama bunun dışında ciddi bir sağlık problemi yoktu.

Sonraki günlerde Travis Walton gazetecilerle UFO araştırmacılarının hedefi haline geldi. Bir gurup Ufolog kendisine ipnozla tedavi yapan bir şifacıyı önerdiler. Ancak sonunda APRO yani "Hava Fenomenleri Araştırma Organizasyonu" adına Çalışan tıp uzmanları ile görüşmeyi kabul etti. Uzmanlar ve yetkili bilim adamları tarafından, Travis Walton'a bir dizi psikolojik testler uygulandı... Ve sonuçlar genç adamın doğruyu söylediğini gösteriyordu...

Ancak Walton, "Dünya Dışı Varlıklar"la gemide geçirdiği 5 günün sadece bir iki saatini hatırlayabiliyordu. Kendini, UFO'nun içinde düz bir masada yatar bulduğunda herhangi bir tıp merkezine kaldırıldığını sanmıştı. Ancak tavan normalden çok daha basıktı. Ve Travis'in göğsünde oval biçimli, metalik bir nesne vardı. Ceketi ve gömleği çıkartılmıştı. Dayanılmaz ağrılar hissediyordu. Odanın havası hem sıcak hem de rutubetliydi.

Travis'in olanları anlaması için bir kaç dakika geçmesi gerekti. Bulunduğu yeri tam olarak algıladığında ise, tanıdık bir tıp merkezinde olmadığını iyice kavramıştı. Yattığı masanın çevresinde, boyları 1.5 metreyi geçmeyen üç garip yabancı vardı. Başları zayıf, vücutlarına oranla son derece büyüktü. Solgun tenleri hemen göze çarpıyordu. Kocaman, parlak siyah gözlere, küçük burunlara ve yine küçük ağız ve kulaklara sahiptiler. Üzerlerinde koyu turuncu renkte, dikişsiz giysiler vardı.

Walton onları görür görmez ayağa fırladı. Yabancılar kendisine doğru yaklaşırlarken de yan tarafta gördüğü varil benzeri nesneyi başlarına atmayı tasarladı. Bir kaç saniye eline aldığı bu nesneyle yabancıları tehdit edip korkutmaya çalışırken, "Dünya Dışı Varlıklar"ın sessizce kapıdan çıkıp uzaklaşmalarına şaşırdı.

Onların ardından Walton da dışarı çıktı ve diğerlerinin tersine sol tarafa döndü. Kıvrımlı koridoru izleyerek bir çıkış kapısı bulmayı denedi. Sonra dairesel bir odaya geldi. Odada bir ekran ve karşısında küçük bir koltuk vardı. Travis Walton kendisine çok küçük gelen bu koltuğa oturmayı başardı. İlk gördüğü manivelaya dokununca tavandaki yıldızlar sanki hareket eder gibi oldular. Walton kolu eski yerine getirdi ve başka hiç bir şeye dokunmamaya karar verdi.

Az sonra kapıda bir yabancı daha belirdi. Ancak bu diğerlerinin tam tersine yaklaşık 1.80 metre boylarındaydı. Kestane rengi saçları ve kahve ile altın rengi arasında parlayan çok garip gözleri vardı. Travis'e yaklaşması için işaret etti. Bu arada genç oduncu yabancıya arka arkaya sorular soruyor ve bunların hiç birine cevap alamıyordu.

Yeni gelen adam sessiz şekilde Travis'i kolundan tuttu ve yeniden koridora çıkarttı. Bu defa sağ tarafa yönelip durdular. Adam hiç bir şeye dokunmamıştı ancak duvarda bir bölme açıldı. Birlikte küçük bir odaya girdiler kapı arkalarından kapandı. Hemen sonra karşı tarafta bir başka kapı daha açılacaktı...

Aşağıya doğru eğim yapan rampadan geçip silindir biçimli odaya geldiler. Bu geniş mekanda Travis oval biçimli ve daha önce gördüklerine benzeyen metalden yapılmış bazı cisimler olduğunu hatırlıyordu.

Uzun boylu yabancı ile birlikte yan tarafa geçtiler. Bu bölmede tamamiyle insan görünümlü iki erkek ve bir kadın vardı. Sonra Travis'e masaya yatmasını işaret ettiler. Genç adam karşı koyduysa da, "Dünya Dışı Ziyaretçiler" onu ikna etmeyi başardılar. Yüzünü oksijen maskesine benzer cihazla örttüler... Kısa süre sonra Travis kendinden geçmişti...

Travis Walton uyandığında kendisim Heber'in bir kilometre kadar ötesinde buldu. Yerleşim birimine doğru zorlukla ilerledi ve ailesine telefon etmeyi başardı. Yapılan testler Walton'un doğruyu söylediğini gösteriyordu. Yaşadığı bu garip deneyimden sonra UFO çevreleri tarafından yakından tanınan Travis Walton, kaçırılmasıyla ilgili bir kitap yazdı.

Yıllar sonra kitabından uyarlanan bir de sinema filmi çekildi. Ülkemiz televizyon kanallarında da gösterilen bu film, ne yazık ki Walton'un yaşadıklarını gerçekçi bir anlatımla yansıtmaktan çok uzaktaydı. Neredeyse korku ve gerilim sineması havasında çekilen film, Walton'un ne ipnoz altında anlattıkları, nede kitabında yazdıkları ile benzeşmiyordu. Gerçekte Walton "Dünya Dışı Varlıklar"la birlikte geçirdiği sürede, ruhsal ve bedensel yönden ölümcül bir yara almamıştı. Varlıklar onu doğrudan doğruya tehdit etmemişlerdi.

Sonradan çekilen filmde; senaryo gereği uzay gemisinin yerçekimsiz ortamında, havada yüzen parçalanmış cesetler, önceki kurbanlardan geriye kalan gözlük, ayakkabı gibi kişisel eşyalar dikkati çekiyordu. Oysa Travis Walton ne anılarında, ne de verdiği raporlarda bunlardan kesinlikle söz etmemişti.

Şu ana kadar rapor edilen tüm kaçırılma vakalarında, tanıklar uzay gemisine götürüldüğü andan itibaren; ne şiddete maruz kaldılar, ne de bir başka dünyalıya kasıtlı olarak zarar verildiğini gördüler.

Gözlem Raporu 6 « Gözlem Raporları

22 Kasım 1974 Huesca İspanya

Otostop yapan uzaylı...

Azize Cecilia Bayramı'nın kutlandığı 22 Kasım gecesi, bir gurup yemeğinden ayrılan ve isimlerinin gizli tutulmasını isteyen evli çift, hayatlarının en unutulmaz bayramını geçirdiler.

Yemeğin düzenlendiği lokantadan çıkıp arabalarına bindiler ve en kısa sürede eve dönmek amacıyla otoyolda ilerlemeye başladılar. Sürat yapmıyorlar ve kendilerini izleyen arkadaşlarının araba farlarını aynadan rahatça görebiliyorlardı. Evli çift konvoyun en başındaki arabadaydı. Bu nedenle yolun kenarındaki "adamı" da ilk onlar gördüler. Yolcu, yardım istercesine kollarını sallayıp durmalarını işaret ediyordu. Gecenin oldukça geç bir saatiydi ve çift "adama" yardımcı olmaya karar vererek durdular.

Karanlığa rağmen "adam"in saçında ve giysilerinde bir farklılık olduğunu sezmişlerdi. Boyu yaklaşık 1.90 m kadardı. Üzerinde tek parça, dikişsiz tulum benzeri bir giysi vardı. Lastikli ve parlak görünen kumaş yeşil elma rengindeydi. Giysinin üzerinde herhangi bir işaret ya da simge yoktu. Adamın yüzü uzun, beyaz saçları ise çok kısa kesilmişti. Teni İspanyollarınkine göre çok daha beyaz kalıyordu. Gözleri çekikti. En garibi de kaşlara sahip olmamasıydı...

Araba penceresine doğru eğildi ve sürücüyle yarıya kadar açık camdan konuşmaya başladılar. "Yabancı" İspanyolca konuşuyordu, ancak konuşmasında belli belirsiz bir kuzeyli aksanı seziliyordu. Sürücüden İngiliz anahtarı istedi. Ancak tanık böyle bir alete sahip olmadığını belirtti. "Yabancı" kısa ve kusursuz cümleler kurarken, çiftle son derece kibar şekilde konuşuyordu.

Ancak her iki tanığın ve özellikle de bayanın korktuğunu anlayınca, onlara korkmalarına gerek olmadığını söyledi. Ve daha sonra da kendisini Barcelona'dan gelen bir doktor olarak tanıttı. Ancak ne yazık ki, o anki heyecan içinde tanık verilen doktor ismini tam olarak hatırlayamıyordu. Sadece soyadının Flor ya da bir başka çiçek ismi olduğu kalmıştı aklında.

"Yabancı" arabasının bozulduğunu söyledi. Panik içindeki çift biraz ilerdeki benzin istasyonundan yardım istemesini söyleyerek hızla uzaklaştı. Bu arada karşılarındaki düzlüğün tam ortasında, yarım ay şeklinde, ışıklı ve devasa bir cismin durduğunu gördüler. Cisim arabadan çok ışıklı bir atlıkarıncaya benziyordu. Olayın açıklanamayan diğer yönü de, yoldaki "yabancıyı" gördüklerinde, arkadan gelen diğer arabaların ortadan kaybolduğunu fark etmeleriydi.

Olaydan bir süre sonra tanık çift, yaşadıklarını araştırmacı ve yazar Juan Jose Benitez'e aktardılar. Benitez, soyadı Flor ya da benzeri bir çiçek ismi olabilecek doktoru aramak ümidiyle Barselona'ya gitti.

Barselona'da yaşayan ve Flor soyadlı doktoru bulmayı başardı. Ancak gerçek doktor raporda anlatılanlarla ilgisi olmayan biriydi. Öncelikle boyu en fazla 1.65 kadardı. Diğer fiziksel özellikleri de, otostop yapan uzaylıya kesinlikle benzemiyordu. Benitez Doktor Flor ile karşılaşmasında ne uzaylılardan ne de UFO'lardan söz etmedi. Oysa bir "yabancı" hala çözemediğimiz nedenlerde Barselona'lı doktorun kimliğini kullanmaya çalışmıştı.

Gözlem Raporu 8 « Gözlem Raporları

Mayıs 1979 Yalıhükük Kasabası, Bozkır, Konya Türkiye

Gözlemin ya da karşılaşmanın tek tanığı kasaba orta okulunda öğretmenlik yapan Burhan Yılmaz'dı. Yaşadığı olayı tam bir yıl sonra "Planet" dergisine bildirmiş, böylece başından geçenleri aktarmak imkanını bulmuştu.

Yılmaz, söz konusu gece 02.30 / 03.00 civarında açık arazide Ay'ı seyrederken gökyüzünden hızla yere doğru iniş yapan bir cisim dikkatini çekti. Yarım kubbe formundaki cisim Burhan Yılmaz'ın 100 metre kadar ilerisine iniş yaparken herhangi bir ses duyulmadı. Tanığın anlattıklarına göre cisim normal bir taksi boyunda ancak yüksekliği alıştığımız taksilerden

daha fazlaydı. Cismin yaklaşık bir metre etrafında manyetik alana benzer, gri renkte sis tabakası vardı. Tanığın hatırlayamadığı bir zaman süresinde hareketsiz kalan nesne, yine geldiği gibi gürültü çıkartmadan ve çok yumuşak bir şekilde havalanarak karanlık gökyüzünde kayboldu.

Burhan Yılmaz daha sonra arazide yaptığı araştırmalarda, cismin yere inişinden sonra toprakta herhangi bir iz, yanık ya da bozulma meydana gelmediğini bildirdi. Bu gözlemin ertesi gecesinde Yılmaz evinde tek başına kitap okurken saat 21.30 civarında kapı çalındı. Gelenler Burhan Yılmaz'ın o güne dek hiç görmediği, tanımadığı 30 yaşlarında üç erkekti... Dikkat çeken yönleri üçünün de takım elbiseli ve kravatlı olmalarıydılar. Yılmaz onları evine davet etti ve yabancılar karşılıklı yerleştirilmiş somyalara oturdular. İçlerinden biri 8 km ötedeki Ahırlı kasabasından geldiklerini söyledi.

Yılmaz onları dinlerken konuklarına çay hazırlamak için mutfağa geçti. Yaklaşık bir dakika sonra da odaya geri döndü. Ancak yabancı misafirler bıraktığı yerde değillerdi. Burhan Yılmaz şaşkın gözlerle boş odaya bakarken, önce adamların pencereden çıkmış olabileceklerini düşündü. Ancak demir parmaklıkların koruduğu pencerelerden çıkmaları imkansızdı... Kapıdan çıkmaları için de mutfağın önünden geçmeleri gerekiyordu ki, bu da olmamıştı!...

Burhan Yılmaz durumda bir gariplik sezdi ve hemen dışarı çıktı. Sokakta sadece kendi başına oynayan küçük bir kız çocuğu vardı. Yılmaz çocuğa evinden çıkan üç adamı görüp görmediğini sordu. Küçük kız da ileriyi işaret ederek adamların orada olduklarını söyledi. Burhan Yılmaz çocuğun gösterdiği yöne baktığında hafifçe hırlayan üç köpek gördü...

O sırada bir komşu kadın yanlarına geldi ve heyecanla gökyüzüne doğru uçan adamlar gördüğünü söyleyip bağırmaya başladı!...

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - proxy - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - Proxy