Gözlem Raporu 2 « Gözlem Raporları
Şubat 1946 Sao Paulo Brezilya
Joao Prestes Filho'nun korkunç ölümü...
Ufoloji tarihinde çok az rastlanan ve bir dünyalının ölümüyle sonuçlanan bu olay; alıştığımız gözlem raporlarından çok, dehşet verici bir korku filmini hatırlatıyor. Kendisinden tanık yerine kurban olarak bahsedeceğimiz Joao, o zamanlar 40 yaşlarındaydı. Tarım ve ticaretle uğraşan, sağlıklı bir kimseydi. Olay günü, o zamanlar 39 yaşında olan ve 1972'de hala yaşayan arkadaşı Salvador dos Santos'la birlikte balık avına gitmişti...
Joao, karısı ve çocukları karnaval eğlencelerine katıldığı için, geri döndüğünde rahatça girebilmek amacıyla pencereleri açık bırakmalarını istedi. Akşam saat 19.00 civarında havanın güzelliğine karşın etrafa inen sis nedeniyle iki arkadaş evlerine dönmeye karar verip, ayrı yönlere gitmek üzere birbirlerinden ayrıldılar. Tam bir saat sonra Joao dehşet içinde ve bağırarak kız kardeşinin evine gitti.
Pencereden evine girmeye çalışırken, içeriden gelen ve gözleri kör edecek kadar kuvvetli bir ışık kaynağına maruz kaldığını, başım elleriyle korumaya çalıştığını ancak başarılı olamadığını söyledi. Daha sonra yere düşmüş, ancak şuuru yerinde kalarak bir kaç dakika kıpırdamadan beklemişti. Ardından yardım istemek amacıyla, yaşadığı köyün merkezine doğru koşmaya başladı.
İlk anda davranışları normal görünüyordu. Kız kardeşi Maria hemen komşularını çağırdı. Bu arada Joao hiç durmadan hikayeyi yeniden anlatıyordu. Yüz, baş, kollar, bacaklar gibi vücudunun açıkta kalan bölgelerinde herhangi bir yanık izi yoktu. Ancak hala atlatamadığı şokla gözlerini kocaman açmış, yüksek sesle olayı tekrarlıyordu...
Bir kaç saniye sonra da kabus başladı... Joao'nun sanki derisi incelmiş ve deri altındaki etleri görünür hale gelmişti. Saatlerce suda haşlanmış et parçaları gibi görünüyordu... Sonra etler kemiklerden ayrılıp düşmeye başladı!... Çene, göğüs, kollar, eller, parmaklar, bacakların alt kısımları, ayaklar ve ayak parmaklan parçalara ayrılıp düşüyordu...
Bazı et parçaları kemiklere yapışık halde sallanıyordu. Bir kaç saniye içinde öyle korkunç şeyler olmaya başlamıştı ki, hiç kimse Joao'ya dokunmaya cesaret edemiyordu. Yine de bilincini kaybetmemişti ve bu korkunç duruma rağmen acı hissetmiyordu... Ardından dudakları, burnu da düştü. Gözleri yuvalarından fırlamış, artık yerinde olmayan ağzıyla, anlaşılamayan sözcükler mırıldanıyordu. Giderek bunlar hırıltılara dönüştü...
Bu karışıklık içinde yakınları Joao'nun bedenini bir arabaya koyup yardım istemek amacıyla en yakın sağlık kuruluşuna götürmeye karar verdiler. Ama ne yazık ki Joao yola dayanamayarak vefat etti. Son anlarına kadar sanki başına gelen korkunç olayı anlatmak istermişçesine, boğazından çıkan korkunç hırıltılarla çevresindekilere ulaşmaya çalışıyordu.
Geride otopsi yapılacak ceset bile kalmamıştı. Dönemin ve şartların getirdiği bilgisizlik sonucu ölüm nedeni vücuttaki ağır yanıklar olarak bildirildi. Polis araştırma yaptıysa da sonuca varamadı. Tek ip ucu vardı, o da yakın çevrede yaşayan köylü halkın, olay gecesi gökyüzünde garip ışıklar görmeleriydi... Joao kızkardeşine anlattığı kadarıyla UFO benzeri bir cisim görmemiş, sadece kendi evinden çıkan güçlü ışık kaynağı nedeniyle ölmüştü. Dahası o yıllarda resmi Ufoloji henüz doğmamıştı bile...
Kaçırılma Raporu 3 « Kaçırılma Raporları
Betty Luca 1973 ABD
İpnozun ortaya çıkarttığı gerçek...
Kaçırılmalar konusunun en çarpıcı örneklerinden bir diğeri de, Amerikalı Betty Luca'nın yaşadıklarıdır... İpnozla geriye dönüş seansları sonunda Betty Luka, 1973 yılından beri uzaysal varlıklarla temas kurduğunu hatırladı!...
Betty, UFOlarla ilgili bir kaç deneyim yaşamış olan Bob Luka ile evlendiğinde, eşinin sonraki günlerde bu konuda kendisine destek vereceğini bilmiyordu. Ancak tuhaf şekilde evli çift, ortak özellikler taşıyan beden dışı ufolojik deneyimleri paylaştılar.
1977 yılında ipnoz seanslarına başvurdular. Betty ipnoz altında geriye döndü ve disk şeklindeki bir araçtan çıkan, uzun beyaz giysili, ufak yapılı yaratıkların, evinin kapalı kapısından nasıl girdiklerini anlattı. Betty'nin, yabancılar tarafından fiziksel incelenme amacıyla araca götürülmesi de ilginçti. Ölüme yakın deneyimlerden hatırladığımız gibi; karanlık, uzun bir tünelden geçirilerek uçan cisme ulaştığını söylüyordu. Bu tipik "Astral Yolculuk" tanımlamalarının başlangıç noktasına benziyordu. Uzay aracında ölüm ve reenkarnasyonla ilgili hologram görüntülerini inceledi. Bu arada yabancılar Betty'e insanlığı ilgilendiren önemli bir konuda bilgilendirilmek üzere seçildiğini söylediler.
Sonraki yıllarda Betty'nin yabancılarla olan temasları arttı. Sadece ipnoz altındayken hatırlayabildiği bu temaslardan birinde, fizik bedenini geride bırakarak uzaylıların aracına doğru gidişini detaylarıyla hatırlıyordu. Sahne uzaylı varlıkların o garip kadının bebeğini dünyaya getirmesine yardımla başlıyordu. Kadın bildiğimize benzer bir doğum masasına yatırılmıştı ve Betty ona yardımcı olmak için bütün gücüyle alnına bastırıyordu. Yine de alışılmış bir doğum değildi gördükleri... Uzaylılar yeni doğan bebeğin ağız ve burnunu kapatarak havayı kesinlikle solumaması gerektiğini söylediler. Dahası bebeğin kulaklarına ve başının arka kısmına metal görünümlü bazı iğneler yerleştirilmişti.
Uzaylı varlıklar bebeğin göz kapaklarına bir operasyon uyguladıklarında Betty çok korktu ve hemen başka odaya götürüldü. Orada gördükleri ise daha şaşırtıcıydı... İkinci bir bebek, içinde sıvı bulunan cam havuzda yüzüyordu. Betty uzaylılara bütün bunları ne amaçla yaptıklarım sordu. Aldığı cevap hayli ilginçti. "Dünya Dışı Varlıklar" yakın gelecekte dünya ırkının tamamiyle kısırlaşacağını ve üreyemez duruma geleceğini söylediler. Bu türlü tıbbi çoğaltma yöntemlerini ise dünya ırkının sona ermemesi için yaptıklarını belirttiler.
Oysa konuyla yakından ilgilenen bazı UFO araştırmacıları, gerçek nedenin uzaysal varlıkların kendi türlerini geliştirmek ve gezegenlerindeki üremenin sona ermesini durdurmak amacıyla dünyalı kadınların rahimlerini kullandıklarını ileri sürmektedir.
Yine de Betty'nin "nöbetçiler" adını verdiği uzay varlıkları, dünyadan her türlü canlı örneği topladıklarını bildirdiler. Uzun zamandan beri dünyasal bitki ve hayvanlar üzerinde araştırmalar yapıyorlardı.
Örnekler konusunda Betty'nin aktardıkları bu kadarla kalmadı. İpnoz seanslarında Betty, uzaylıların kendisini Doğa Tarihi müzelerini hatırlatan bir mekana götürdüklerini söyledi. Burada bir gurup Güney Amerika yerlisi vardı. Yaşarken kullandıkları günlük eşyaları, giysileri ve ve doğal çevreleri içinde... Betty onların artık yaşamadıklarını anladı. Çünkü yerliler dondurulmuş ya da mumyalanmış insanlar benzeri kıpırtısız, cansız mankenler gibi gözlerini boşluğa dikmiş öylece bakıyorlardı.
Bu deneyimler Betty için kimi zaman yıpratıcı olsa bile, yine de dünya insanlığını bir konuda uyarmak için seçildiğini hissediyordu. Ancak geçen zamanla deneyimlerinin basına ve televizyona yansımasıyla hem Betty, hem de kocası Bob açıklanamayan sebeplerle izlenmeye başladılar. Evlerinin üzerinde saatlerce dönüp duran siyah, yazısız helikopter; arabalarıyla yolculuk ettikleri zaman da onları izliyordu.
Siyah helikopterler Amerikan Hükümeti'nin uzaylılara verdiği söylenen 51.Bölgede askeri güvenliği sağlamakla yükümlüdürler. Bugüne dek pekçok tanık Amerikan Hükümeti'nin "Dünya Dışı Varlıklar"la yaptığı teknoloji işbirliğinden ve Las Vegas'ın Kuzey doğusuna düşen 51.Bölgede sürekli devriye uçuşu yapan siyah helikopterlerden söz etmiştir.
Amerikan askeri yetkilileri tarafından kontrol altına alınmalarına rağmen, Betty ve Bob çifti araştırmalarından vazgeçmediler. Raymond Fowler beden dışı ve ölüme yakın deneyimlerle UFO kaçırılmaları arasında bir bağlantı olduğuna inanıyordu.
Betty deneyimlerinin en çarpıcı olanında, karşı konulmaz bir güçle beden dışına çekildiğini hatırlıyor. Önce mavi, daha sonra lavanta rengine bürünen bir ışıkla uzay aracına doğru çekilirken, hızla yükselmeye devam etmiş. Daha sonra ışık altın rengim aldığında, Betty kendi bedeninin de ışık saçmaya başladığını görmüş. Bu anlatılanlar, "Dünya Dışı Varlıklar"la yapılan görüşmelerden bir kısmının, fiziksel bedenle değil, astral yolculukla da yapılabildiğini açık bir şekilde göstermektedir.
Fowler, geçmişe yönelik araştırmalar yaparken, İsveç'te 1775 yılında basılmış ilginç bir kitapla karşılaşıyor. Kitap 12 Nisan 1671 tarihinde bir kadın ve bir erkeğin notere verdikleri yeminli ifadeden söz ediyor. Bu kişiler cücelere benzeyen peri insanların yaşadığı garip bir dünyaya götürülmüşler. Bu kadın ve adam çok uzun süren yer altı tünel yolculuğundan sonra, gümüş gibi parlayan metal kapıya getirildiklerini açıklamışlar. Kapının ardında nereden geldiği belli olmayan parlak ışıkla aydınlatılan bir salon varmış. Daha sonra cüce periler kadına doğum yapacak bir başka kadına yardım etmesini istemişler.
"Dünya Dışı Varlıklar"ın gezegenimizdeki etkinlikleri 17 nci yüzyıldan çok daha eski kaynaklarda da karşımıza çıkıyor. Babil halkı Kaideliler peri sınıfı diye bildikleri varlıklara inanırlardı. Bu sınıf dünya ile ilgili işlerden sorumluydu. Kaide dilinde onlara "ir" denirdi, yani bugünkü anlamıyla "nöbetçiler" . Bu varlıkların kimler oldukları günümüze kadar anlaşılamamıştır. Ancak ortada son derece açık ve net olarak bilinen bir gerçek var. O da tarihin geçmiş dönemlerinde gökyüzünden ışıklar içinde inen birtakım varlıkların dünyamızı belirli aralıklarla ziyaret etmiş olduklarıdır. Tarihi kayıtlar ve mitolojiler bunların sayısız örnekleriyle doludur...
"Dünya Dışı Varlıklar"ın insanlarla kurduğu yakın temaslar ve kaçırılmalar tarihinin çok eski dönemlerinde başlamış olsa da, dünya kamuoyuna bu konunun duyurulması, ancak 70'li yılların ikinci yarısından sonra gerçekleşebildi...
Kaçırılma Raporu 12 « Kaçırılma Raporları
1990'lar İspanya
Maria Dolores'in bedeninde kalan izler...
Başka bir tanık Maria Dolores ise, yaşadığı şehir Barcelona'da UFO gözlemleri sonrasında kaçırılma deneyimiyle karşılaşmıştı. Tıpkı diğer kaçırılanlar gibi, o da defalarca uzay gemisine alındığını söylüyordu. Ancak bir kaçırılma gecesinin sabahında karnında üçgen oluşturacak şekilde beliren kırmızı lekeler oluştuğunu fark etti. Hemen doktora başvurdu fakat tıbbi muayene kırmızı lekelere bilimsel açıklama getiremedi.
Maria Dolores'in kızı da aynı gece rüyasında devasa ışıklı bir üçgen gördüğünü ve korkuyla uyandığını anlattı doktora.