FBI'ın Araştırmaları « FBI Dosyaları
1947 yazında Amerikan Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Amerika hava sahasını neredeyse işgal eden, uçandairelerin araştırılması için FBI'dan yardım istedi. Sonuçlar yakın zamana kadar gizli tutuluyordu ve bunlar FBI'ın gerçek "X Dosyalan"ydı. FBI dünya üzerinde kaza yapıp parçalanan UFOlarla ilgili bin sayfayı aşan bir rapor hazırlamıştı. Ancak Silahlı Kuvvetler bu son derece bağlayıcı kabul edilen bilgilerin, FBI tarafından dışarıya sızdırılmasını engelledi.
9 Temmuz 1947 günü Washington kenti tarihi bir buluşmaya tanıklık ediyordu. Askeri Hava Enformasyon Dairesi Başkanı General George Schulgen ve FBI ajanı Reynolds tüm ülke gazetelerinde yer alan, büyük bir sansasyona neden olan Roswell olayını hangi yolla yalanlayabileceklerini konuşacaklardı.
Ünlü Roswell kazasına kadar uçandaireler ya da UFOlar Amerikan Hükümeti tarafından ulusal güvenliği tehdit eden birer yabancı nesne olarak görülmüyorlardı. Ve halk UFO kazasıyla ilgili haberleri basın organlarından izlerken böyle bir tehdit unsuru kimsenin aklına gelmemişti.
Çok geçmeden Amerikan askeri kuruluşları, halkın ilgisini başka yöne çekmek ve haberi yalanlamak için propaganda yapmaya başladılar. Böylece daha yeni doğmuş olan Roswell vakası bir sessizlik perdesi ardında gömülmüş oldu. Yetkililer FBI'a başvurma nedenlerini ise ulusal güvenliği tehdit eden her olayda olduğu gibi halkın çıkarlarını korumak amacıyla bu iş birliğine başvurduklarını iddia ettiler.
General Schulgen'in tek amacı uçandaireler konusunun ardında yatan gerçeği öğrenebilmekti. Diğer yanda Amerikan hava sahasını önüne geçilmez bir şekilde işgal eden bu gizemli uçan cisimler FBI için de tehlikeli bir rakip oluşturuyordu.
Bir başka FBI ajanı E.G. Fitch, General Schulgen'e yazdığı cevapta şöyle diyordu:
"Uçandaireler sorununun gerçekten var olup olmadığını araştırmak için mümkün olan her türlü çaba sarf edilecektir. Kuruluşumuz söz konusu fenomenin içeriğini ortaya çıkartmak için her türlü bilimsel yöntemi kullanacağını garanti etmektedir."
Ajan Fitch tarafından hazırlanan bu dosya, 1978'de çıkartılan "Bilgi Edinme Hakkı Yasası"na kadar, yıllarca gizli tutuldu. Yetkililer Roswell olayından hemen sonra UFO'ların araştırılması için Askeri bir komite kurulduğunu inkar ediyorlardı. Oysa Fitch tarafından hazırlanıp General Schulgen'e sunulan rapor, durumun hiç de böyle olmadığını açıkça gösteriyordu...
1947 Temmuz ayının sonlarına doğru artık UFO konusu öyle ulaşılmaz bir gizliliğe bürünmüştü ki, basın mensupları bile bu konuda soru sormaya çekinir hale gelmişlerdi. Diğer yanda yeni bir UFO gözlemine karşı tedbirler alınmış, alarma geçilmişti. UFO gördüğünü iddia eden tanıkların dikkatle sorguya çekilmesi isteniyordu. Gerçekten böyle bir gözlemde bulunup bulunmadıkları ya da sadece dikkat çekmek amacıyla, hatta politik nedenlerle bile yalan uydurmuş olabilecekleri üzerinde duruluyordu.
Ancak FBI Başkanı J.Edgar Hoover'in dikkatle üzerinde durduğu bir nokta daha vardı ve şöyle diyordu:
"Yere çakılan uçandairelerden parça almak konusunda ısrarcı olmalıyız. Örneğin 'La Vakası'nda ordu bizden önce davrandı ve deney yapmamız için bize tek bir parça bile bırakmadılar."
Kısacası FBI bir başka UFO kazasında Amerikan Ordusu'nun uçan nesneden geriye kalan ne varsa hepsini toplayıp götürdüğünü açıkça belirtiyordu. Yıllar sonra Amerikalı Ufologlar, "La Vakası"nın 7 Temmuz 1947 günü Louisiana Shreveport'a düşen yaklaşık 40 santim yarıçapında küçük bir metal disk olduğunu öğreneceklerdi... Ancak Roswell olayından sonraki günlerde bu olay çabucak yalanlandı ve bir sahtekarlık örneği olarak gösterildi...
Yine de büyük gizlilik içinde UFO sorunu ile ilgili araştırmalar sürdürülüyordu...
General Schulgen aynı yılın 19 Mayıs ve 10 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşen 18 ayrı UFO gözlemiyle ilgili yazılmış raporları aldı. Tanıklar: Hava Kuvvetleri'nde çalışan yetkililer ve halktan sivillerdi. Raporda gözlemlenen cisimlerin disk biçiminde, her yöne uçabilecek mükemmel bir teknolojiye sahip ve üst kısmında bir de kutbu bulunduğu açıklanmıştı.
Aradan geçen bir yıl içinde geliştirilen "Project Sing" çerçevesinde, Hava Kuvvetleri UFO konusunda bir sonuca varmıştı ve şöyle diyorlardı:
"UFO'lar hiç şüphesiz bir başka dünyadan gelen uçan gemilerdir."
Ancak bu rapor üst makamları memnun etmedi ve Hava Kuvvetleri Baş Komutanı Hoyt S.Vandenberg, raporu geri çevirdi. Bu da yetmiyormuş gibi, Project Sign'da görev alan elemanlarını yenileriyle değiştirdi!... Böylece UFO fenomenini yalanlamak amacını güden yeni bir kampanya daha başlatıldı.
1949 yılının Ocak ayında bir başka FBI ajanı olan Jerry Maxwell, özel emirle Texas El Paso'da bulunan Amerikan Nükleer Araştırmalar Merkezi'ne gönderildi. Görevi bu gizemli bölgede yürütülen çalışmaları yakından izlemek ve bilgi edinmekti. Son derece gizli tutulan askeri üslere yakın bölgelerde yeşil renkli ateş toplarının görüldüğü bildirilmişti. Yeşil renkli topların saatte 35.000 km'lik hız yaptığı saptandı. Ve tabii dönemin Amerikan mantığına göre nesneler hemen Rus yapısı hava silahı olarak yorumlandılar!...
Gizli yürütülen araştırmalarda 150'den fazla çözümlenemeyen olay üzerinde durulmuştu. Görülen nesneler üç gurupta toplanıyordu:
1- Yeşil renkli ateş topları...
2- Küre ya da disk şeklindeki cisimler...
3- Gök taşına benzeyen, sürekli renk değiştiren büyük hıza sahip olan nesneler...
Gözlem Raporu 5 « Gözlem Raporları
7 Ocak 1970 Finlandiya
Işık yaklaştıkça daha da kuvvetleniyordu...
Olay Helkinsi'nin 130 km kuzey doğusunda bulunan Heinola şehrinde yaşandı. Meslekleri dışında sporla ilgilenen ve kayak yarışmalarına da katılan iki arkadaş, 36 yaşındaki Aarno Heinonen ve 38 yaşındaki Esko Viljo söz konusu tarihte kayak yapmak amacıyla buluştular. Her ikisi de son derece sağlıklı yaşayan, hatta sigara bile içmeyen kişilerdi.
Sabahın çok erken saatlerinde kaymaya başladılar... Öyle ki güneşin ilk ışıklarına rağmen gökyüzündeki yıldızları görmek hala mümkündü. Isı 17 dereceydi ve rüzgar yoktu. Bir süre sonra durup dinlendiler. Aradan beş dakika geçmemişti ki, garip bir vınlama sesi duydular. Gökyüzünde hareket halinde ve onlara doğru yaklaşan bir ışık kaynağı gördüler. Işık yaklaştıkça daha da kuvvetleniyordu...
Aarno ve Esko ışığın çevresinde dönen gri renkli, bulutu fark ettiler. Etrafa ışık yayıyor ve rengi gri ile kırmızı arasında değişiyordu. Diğer yanda bulutun üst kısmından dumanlar da çıkıyordu. İki adam hiç konuşmadan şaşkın bir halde karşılarında gördükleri buluta bakıyordu... Bulut 15 metre kadar yaklaştığında, iç kısmında yuvarlak bir nesne olduğunu gördüler.
Metal görünümlüydü ve alt kısmı tamamiyle düzdü. Yaklaşık 3 metre çapında olabileceğini düşünmüşlerdi. Alt kısmında üç adet yarım küre ve tam ortada da 25 cm çapında bir boru vardı. Cisim bir kaç dakika havada asılı kaldı, bu arada vınlama sesi hala duyuluyordu... Cisim yavaşça yere yaklaşırken ses de giderek çoğaldı. Az sonra gri bulut hafifledi ve dağıldı. Uçan nesne ile yer arasında sadece üç dört metrelik mesafe kalmıştı. Alt kısımdaki borudan bir ışık çıktı ve kar üzerinde daireler çizmeye başladı.
Tam o sırada Aarno Heinonen dışarıdan gelen bir güçle arkaya doğru itildiğini hissetti. Sonra aniden cismin altında, ışık huzmesinde ayakta duran yabancıyı gördü. Adamın elinde siyah renkli bir kutu vardı. Yuvarlak kutunun aralık yerinden nabız gibi atan, sarı bir ışık çıkıyordu. Adam 90 cm boyunda kadardı. Kollan ve bacakları çok zayıftı. Yüzü son derece solgundu. Burnu sivri bir gagayı andırıyordu. Küçük ve aşağıya doğru inen kulaklara sahipti. Üzerindeki giysi metalik yeşil renkte bir tulumdu. Dirseklerine kadar uzanan beyaz eldivenleri vardı. Koyu yeşil çizmeler giymişti.
Aynı adamı Esko Viljo da gördü. Dikkatini en çok çeken de adamın başındaki metalik kasktı. İki kayakçı şaşkınlık içinde cismi ve içinden çıkan yabancıyı izlerken, ziyaretçi hafifçe dönerek kutusuyla Aarno'yu işaret etti. Kutudan çıkan ışık gittikçe kuvvetleniyor ve gözleri kör edecek bir parlaklığa ulaşıyordu.
Bu arada cismin altından yeni bir sis dalgası yayılmaya başladı. Sisin arasından ışık kıvılcımları çıkıyor ve renkleri kırmızı, yeşil ve mor arasında değişiyordu. Işık kar üzerinde daireler çiziyordu. Daireler her seferinde biraz daha genişleyerek Aarno ve Esko'nun etrafı göremeyecek hale gelmelerine kadar büyümeye devam ettiler. Bir süre sonra "yabancı adamı" da göremeyecek duruma gelmişlerdi.
Gözlemin yaklaşık 1520 saniye sürdüğünü tahmin ediyorlardı. Gözlerini açtıklarında cisim gitmişti ve gökyüzü her zamanki sessizliğine bürünmüştü. Aarno ve Esko olay sonrasında korku hissetmediler. Her ikisi de sakindi. Öylece, konuşmadan, bir şey yapmadan durdular.
Geride kalan son sis kalıntılarının da dağılmasından sonra, Aarno vücudunun sağ tarafında his kalmadığını fark etti. Öne doğru adım atmak istediğinde yere yuvarlandı. Sağ bacağı ağrıyordu ve duyarlılığını tamamiyle kaybetmişti. Bir kaç defa ayağa kalkmayı denediyse de bunu tek başına yapamadı. İki kilometrelik yolu arkadaşının yardımıyla ve zorla yürüdü.
Babasının evine geldiklerinde durumu hiç iyi değildi. Sırtı ve tüm eklemleri feci şekilde ağrıyordu. Şiddetli baş ağrısı ve kusma başladı. Daha sonra tuvalete gittiğinde idrarırın koyu kahve renkte olduğunu gördü. Bu durum bir ay boyunca devam edecekti. Nefes almakta da güçlük çekiyordu.
Olay günü akşam saat 20.00'de doktor Pauli Kajanoja'ya gitti. Doktor tansiyonunu normalin çok altında bulmuştu. Şok geçirdiği belirtileri vardı. Aarno'ya bir uyku ilacı verdi. 8 Ocak günü doktor, Aarno Heinonen'i yeniden gördü ve bu defa sakinleştirici yazdı. Belirtiler azalmamıştı, hala eklemleri ağrıyor ve bazen de baş dönmesinden şikayet ediyordu. 14 Ocak'ta yeniden doktora gitmek zorunda kaldı. Bu defa doktor kendisine kan dolaşımını düzenleyecek bir ilaç verdi. Ancak şikayetleri devam ediyor ve çalışmasını engelliyordu.
Mayıs ayına gelindiğinde Aarno, hala şiddetli migrenden, ense, mide ve sırtındaki ağrılardan kurtulamamıştı. Sağ elinde büyük bir ağırlık vardı ve çalışamıyordu. Tanıdığı doktorlar çaresiz kaldı. Ona ne türlü bir ilaç vereceklerini bilemiyorlardı. Aarno hükümetten yardım istemeye karar verdi. Onu neyin bu hale getirdiğini anlamamıştı. Bir kez daha cismi gördüğü yere gitti ancak bu defa durumu daha da kötüleşti. Aynca kısmi hafıza kaybından da şikayetçiydi. Bir süre sonra yaşadığı olayı hatırlamakta güçlük çekmeye başladı.
Arkadaşı Esko Viljo'nun ise bu türlü sıkıntıları olmadı. Sadece cismi gördükten bir saat sonra yüzü şişti ve kızardı. Yürürken sendeliyordu. Doktor ona sadece uyku ilacı tavsiye etti. Ertesi sabah Esko dengesini sağlamakta güçlük çektiğini ve özellikle bacaklarında bir ağırlık kaybı hissediyordu. Doktor bu kez sakinleştirici ilaç verdi. Bir kaç gün başı ağrımaya devam etti. Göz doktoruna da gitmek zorunda kaldı, gözleri ağrıyordu ve şişmişti. 17 Ocak günü doktor muayenesinde durumu tamamiyle normal bulundu.
Daha sonra doktor Pauli Kajanoja yazdığı raporda her iki adamın da ağır şok geçirdikleri sonucuna varmıştı. Çevreye karşı ilgisiz davrandıklarını, ancak çok hızlı ve dağınık konuştuklarını da belirtiyordu. Özellikle Aarno'da görülen belirtiler bir miktar radyasyon almış kimselerinkini hatırlatıyordu. Yazık ki bunu ölçmek için gerekli cihazlara sahip değillerdi. Koyu renkte idrarı ise açıklamak imkansızdı.
Bir süre sonra Aarno ve Esko İsveçli bir gazeteci ve bir fotoğrafçı ve çevirmenle birlikte araştırma yapmak için cismi gördükleri yere gittiler. Ancak çok geçmeden beşinin de elleri kızarmaya başladı. Aniden hissettikleri baş ağrısı nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldılar.
Çevrelerinde saygı ve güvenilir kişiler olarak tanınan Aarno ve Esko'nün böyle bir hikaye uydurmaya, ün kazanmaya ihtiyaçları yoktu. Dahası cismi gördükleri 7 Ocak gecesi, bulundukları yerin 10 km kuzeyindeki Imjarvi'de yaşayanlar gökte garip bir ışık gördüklerini belirtiyorlardı. Olayın bir başka garip yanı da, bundan bir yıl önce, Matti Kontulainen isimli 18 yaşındaki genç, aynı yerde garip bir ışık kütlesi gördüğünü rapor etmiş olmasıydı...
Esko susmayı tercih ederken, Aarno Finlandiya'lı araştırmacılara yaşadığı deneyimi anlatmaya başladı. Sonra garip bir şey oldu ve aslında 1964 yılında da bir UFO gördüğünü söyledi. 15 Ağustos 1972'ye gelindiğinde en azından yirmi üç kez UFO gördüğünü hatta UFOlardan çıkan "yabancılarla" görüştüğünü iddia ediyordu. Ve sonra o da birden temasçılar gurubuna katıldı...
Aarno arkadaşıyla birlikte yaşadığı o ilk deneyimine kadar UFO'larla ilgilenmemişti. Balık tutup spor yapmaktan hoşlanan sade bir insandı. Bekardı ve ailesiyle, elektriği bile olmayan bir evde yaşıyordu. Yaşadığı deneyimler 1980 yılında İngiltere'de çıkan "Flying Saucer Review" dergisinde yer aldı. Ancak 1973 yılından sonra hiç kimse Aarno ve Esko'dan haber alamadı. Onlar sanki garip bir biçimde ortadan kaybolmuşlardı... Onlara ne olduğu hiç bir zaman anlaşılamadı...
Kaçırılma Raporu 10 « Kaçırılma Raporları
1990'1ı yıllar ABD
İpnozla ortaya çıkan bir başka gerçek...
Susan uzun zamandır uykusunda devam eden kabuslardan şikayetçiydi. Ancak uyandığında tam olarak ne gördüğünü hatırlamıyordu. John Mack'ten yardım istedi ve ipnoz seanslarına başladılar. Geriye gidiş seansları sonunda, Susan'ın "Gri Varlıklar" tarafından kaçırıldığı ortaya çıktı...
Gemide düz bir yere yatırıldığını, yapılan jinekolojik muayeneyi ve içine yerleştirilen minik tüpü çok iyi hatırlıyordu. Bir başka ziyarette kendisine iki çocuk Gri varlık gösterildi. Solgun tenli varlıklar Susan'a: "Sen bizim annemizsin..." dediler...